Bu bağlamda sinyal iletim moleküllerinin (dopamin, serotonin, adrenalin/epinefrin, noradrenalin/norepinefrin, asetilkolin, glutamat, gama aminobütirik asit/GABA) yüksek değerleri de olumsuzdur, düşük değerleri de olumsuzdur. Sinyal moleküllerinin bir dengede olması idealdir. Yani beyin fonksiyonlarının dengesi için, bu fonksiyonları ile direkt olarak ilişkili olan daha doğrusu beyin fonksiyonları ve davranışlar ve duygu durumlarının düzenlenmesinde ve yönetimlerinde etkin rol üstlenen sinyal moleküllerinin seviyelerinin de dengede olması gereklidir. Aksi de doğrudur. Yani; sinyal molekülleri seviyelerindeki denge bozuklukları; direkt olarak onların kontrol ettikleri beyin fonksiyonları, davranışlar ve duygu durumlarında da denge bozuklukları (konuşma, öğrenme, hafıza, bilişsel beceriler, sosyal etkilşim başlatma ve sürdürme yetersizlikleri, dikkat ve odaklanma eksiklikleri/dikkat bozuklukları, hiperaktivite, psikotik davranışlar/problem davranışlar, davranış bozuklukları, zarar verici davranışlar, duygu durum bozuklukları, irritabilite; çabuk sinirlenme, sinirlilik hali, öfke kontrol bozuklukları, kaygı bozuklukları, anksiyete, depresyon) ile sonuçlanmaktadır.
Bu noktadan hareketle;
- Sinyal moleküllerinin seviyeleri ölçülmelidir.
- Yüksek veya düşük seviyeler belirlenmelidir.
- Bu değerlerin adeta ince tıbbi ayarları hassas bir şekilde yapılmalıdır.
- Yani; dengede olması gereken seviyelere getirilmesi, kişiye özgü tıbbi müdaheleler ile sağlanmalıdır.
- Otizmde (OSB), Dikkat Eksikliği Bozukluğu (DEB), Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) takibinde, iyileştirilmesinde olumlu hassas tıbbi yaklaşım: Sinyal iletim molekülleri (nörotansmitteler) ince ayarları konusu üzerinde odaklanmaktadır.








Yorumlar kapatılmıştır.